Hepimizin bildiği gibi pandemi sürecinin en fazla etkilemiş olduğu sektörlerin başında eğitim gelmektedir. Öğrencilerin okul ortamından bu denli uzak kalması gelecek neslin büyük bir tehlike altına girmesine neden olmaktadır. Okulların yüz yüze eğitime açılmasını dört gözle bekleyen öğrenciler, bekledikleri haberi alamayınca hayalleri paramparça olmaya devam ediyor. 

Enerjilerini okul ortamında atmaya alışmış olan çocukları oda hapsine koyarak onları bilgisayar ekranına mahkum etmek kadar kötü ne olabilir? Son zamanlarda öğretmenlerin şikayetleri dinlendiğinde, çok başarılı olan öğrenciler de dahil tüm öğrencilerin derse katılımlarının en alt seviyeye inmesi, verilen ödev ve sorumlulukların yapılmaması ve en önemlisi hayata karşı olan inançlarında inanılmaz bir derecede düşüş olduğunu görmekteyiz. Ders devamsızlıklarının %70 oranında artması da bunun en büyük kanıtı...

Peki bu dönemi en iyi şekilde atlatmak için neler yapılabilir?

Eğitimci olarak bizler şunu çok iyi biliyoruz. Ergenlik Dönemini hasarsız bir şekilde atlatmak imkansızdır. Ergenliğe giren bir bireyin bu dönemi en az hasarla atlatması için çalışırız eğitmenler ve veliler olarak. Pandemi süreci de Ergenlik Dönemiyle aynı özelliğe sahip. Pandemi dönemini hasarsız atlatmak pek mümkün değil. Eğitmen ve veli olarak bizlere düşen görev çocuklarımızı en az hasarla atlatmak olacaktır. Peki bunun için ne yapabiliriz? Öncelikle öğrencileri ödevlere veya derslere boğmaktansa onları sosyal aktivitelere yönlendirmek çok etkili olacaktır. Çocuklarımızla bol bol vakit geçirmeli, onlarla sürekli iletişim halinde olmalıyız. Odaya kapatıp dersleri bir nevi hapis gibi yaşatmamalıyız. Ders aralarında yanımıza alıp derslerde neler öğrendiğini konuşmalıyız. Unutmayalım ki çocuklarımızın yanında olup onların neler yaşadıklarını, neler hissettiklerini anladığımızı gösterdiğimizde emin olun ki onları çok fazla rahatlatacağız. Bilecekler ki benim annem babam benim yanımda... Benim en zor anımda beni anlayan birileri var. Onlar için başarmak zorundayım. Onlar için ayakta durmak zorundayım.

Pandemi süreci ne kadar daha sürecek, yüz yüze eğitim ne zaman başlar bilemiyoruz. Ancak unutmamalıyız ki sonsuza kadar sürecek değil. İşte bu süreç bittiğinde çocuğumuzun ne durumda olacağı çok önemli. Çocuğumuz bir enkaza dönüşerek de çıkabilir, güçlü bir şekilde de çıkabilir. Çocuğumuzu derslere boğarsak bir enkaza dönüşeceği aşikar... Belki diğer seçenekte eksik kalacağı konular olacaktır, eksik olduğu kazanımları olacaktır. Ama unutmayalım ki bu eksiklikler kısa sürede atlatılabilir. 

Çocuğumuzu çok sevelim. Başka çocuğumuz yok unutmayın. 

Eğitmenleri olarak bizler sizlerin yanınızda en büyük destekçileriniz. 

Yazan: İlhami Necdet Çakmak